Ütopik-Romantik Hülyalar Yerine Sonuç Alacak Adımları Tartışmaya Çağrı

Güncelleme tarihi: 15 Kas



Bıçağın altında, kasabın insafına ve merhametine umutsuzca seslenmeye çalışan kurbanlıkların yakarışları gibi bir hak mücadelesi anlamlı mıdır?


Sermayenin ve makinelerin sahibi olmakla kalmayıp, tüm toplumsal yapıların, dinlerin, devletlerin, örflerin, ahlakların egemeni olan ayrıcalıklılara karşı elindeki tek koz emeğin ise, mülksüzleştirildiği için emeğini daha ucuza satmaya istekli davadaşların tarafından ikame edildiğinde ne yapabilirsin? Onları “hayatta kalma mücadelesinde” daha ucuza ve güvencesiz çalışmayı kabul ettikleri için eleştirebilir misin? Emek üzerinden dayanışmanı çökerttiği için yadırgayabilir misin? Hariçten atıp tutma, gerçekçi ol lütfen!


Kapitalist, iktisadi-liberal veya neoliberal yağma karşısında, bugün mavi yakalı emeğin dayanışması teorisini tartışmanın işlevsizliğini anlamak için illa da karşı kutupta mı olmak gerekir? Tüm anlam, karşıtlık içindeki iki kutuptan mı ibarettir? Eskiden kağnılar ve at arabaları uzun süre yük taşımada işlev gördü, atlar ulaştırmada insandan kat be kat hızlı gitti, bu inkâr edilemez bir realitedir. Fakat bugün hala dönüp dönüp beş yüz yıl geriden, hatta küçültelim, elli yıl geriden çözümler aramanın bir tek açıklaması vardır; “bugünün sorunlarına, bugünün imkânlarıyla çözüm geliştirmekte yetersiz oluş”.


Geçmişten alınacak dersler vardır, dersler alınır fakat geriye doğru (geçmişe yapışarak) değil ileriye doğru yol alınır. Yenip sindirilmiş leziz yiyeceklerin bir süre sonra dönüştükleri şey atıklardan (yani dışkı) başka bir şey değildir. İdeolojiler için ise geçmişten kalan dışkıdan başkası değildir.


Dışkıları geviş getirmenin de, defalarca çiğnemenin de faydasızlığını göremeyenlerin durumu nasıl açıklanabilir?


Neden bazı toplumlar kendini uyutmak/uyuşturmak için ideolojilerden, araçsallaştırılmış inançlardan, ütopik-romantik hülyalardan vazgeçemiyor? İlginçtir, bazı toplumlarda inanç, felsefe, ideoloji bir tür uyuşturucu gibi tüketiliyor. Acaba neyi unutmaya çalışıyorlar? Süper-egolarının sürekli hatırlattığı hangi gerçekliği bastırmaya çalışıyorlar? Yetersizliklerini mi? Çözmeleri gereken fakat nasıl çözeceklerini bilemedikleri sorunlarını mı? Toplumsal hafızalarını mı? Sömürülerek yok oluşlarına tanıklığın acısını mı?


Bedeni uyuşturan maddeler gibi, zihni uyuşturan fikirler de bir ölçüyü aşınca bağımlılık yapar ve çürütür! Alkol ve uyuşturucu madde bir kişiye veya aileye zarar verir, fakat uyuşturucu fikirler yüzyıllarca ve milyonları etkileyerek zarar verir. Uyutuculara ve uyuşturuculara karşı aklımızı uyanık tutmalıyız.


Kasabın insafına, merhametine meleyerek yakarmanın faydası yok! Kurban oluşumuzun türküsünü, ağıtını çığırmanın, mazeretler uydurmanın da faydası yok!


Beş kat çalışanı on kat çalışarak aşmak zorundayız, on kat üreteni yirmi kat üreterek katlamak zorundayız, sekiz kat okuyanı on şekiz kat okuyarak geçmek zorundayız!


Bireysel olarak da, toplumsal olarak da birçoğumuz için değişim mümkündür. Denemek, zorlamak zorundayız! Kader bize başlangıç çizgisini verir, hikâyenin nasıl ilerleyeceği ve nasıl biteceği bizim kararlarımız, irademiz, çabamız, seçimlerimizle şekillenir. Kader nerede doğacağımızı, ırkımızı, cinsiyetimizi, içine doğduğumuz koşulları duvar gibi verir, o duvarların arasında bizim yapacaklarımızı irademize ve sorumluluğumuza bırakır. Her birimiz bireysel olarak hikâyelerimizi yönetmeye başladığımızda, toplumsal olarak da değişmiş oluruz zaten. Fakat bireysel toplamların dışında toplu olarak da imkânlar var;


Kendimiz için de, yağmacı anlayışlar tarafından öğütülen diğerleri için de, hayvanlar ve bitkiler için de daha temiz, daha adil, daha insaflı bir denge getirmek mümkündür ve hiçbir ideolojiye de ihtiyacı yoktur. Pragmatik olarak, kimsenin önüne geçemeyeceği şekilde refahı örgütleyebiliriz, tabiat talanını önleyebiliriz, sürdürülebilir eşitlikçi bir sistem kurabiliriz. Bunun için tek ihtiyacımız olan, “TÜKETİCİ AĞLARI” örgütlenmesidir.


Tüketimden gelen gücümüz, emek teorisini, sermaye teorisini, felsefeyi, ideolojiyi, büyük anlatıları merkezden delip geçecek kadar büyük bir potansiyel içermektedir.


Eğer tüketici ağları kurabilir ve örgütleyebilirsek, -ki günün iletişim teknolojileri ile son derece kolaydır, bunu dünyada yaygınlaştırıp sonra birbirine entegre ederiz. Ardından küçük perakendecileri örgütlediğimiz ağı kurar buna entegre ederiz, ardından küçük aile işletmelerinden oluşan lojistik ağını, ardından aile işletmelerinden oluşan çiftçileri, küçük imalatçıları, üreticileri örgütleyip bu ağlara entegre ederiz. Böylece baştan sona bir tedarik zinciri kurarak “Nua-Net Entegre Ağları”nı tamamlar, yeni bir sistem kurmuş oluruz.


Bu ağların detayları için ilgili e-kitabımın linkini ekliyorum. ÜCRETSİZ İNDİRİNİZ VE PAYLAŞINIZ ( https://play.google.com/store/books/details/Dr_Nurettin_AYDIN_Nua_Net_Entegre_A%C4%9Flar%C4%B1?id=jj9AEAAAQBAJ&hl=tr )


Bu bir çağrıdır: Tüketici Ağlarını kurmak için katılmanıza çağrıdır. Gelin birlikte detayları tartışalım, fikirlerimizi olgunlaştıralım ve bir yerden bu organizasyonu başlatalım. Konu hakkındaki yorumlarınızı da lütfen kalıcı olması için nurettin.aydin68@gmail.com e-mail adresime gönderin.

520 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör