Entelektüel Taklidi Yapan Ganimet Siyasetçileri

Güncelleme tarihi: 17 Ağu



Bauman’a göre entelektüel (başlı başına düşünürler) kategorisi; “…işlev ya da çıkarla bağlantılı herhangi bir kaygının kirletmediği fikirler için ve bu fikirlerle yaşayan insanlar; Akıl ve evrensel ahlaki ilkeler adına toplumun geri kalanına seslenme yeteneğini ve hakkını koruyan insanlar…” için kullanılmalıdır.


Herhangi bir işlev ya da çıkarla bağlantılı bir kaygının kirletmediği fikirleri ifade edecek insanlar, ekonomik, psikolojik, sosyolojik, etnik, inançsal, ailesel, geleneksel vb. tüm bağlar açısından özerkliğe/bağımsızlığa/özgürlüğe sahip bir mesleği, bir geçim kaynağı, bir gelecek güvencesine ilaveten; erdemlerin, sağlığın ve ön koşul olarak iyi bir eğitimin birleştiği konumda olmalıdır. Bir başka ifadeyle, toplumsal kaygıları samimiyetle taşıyabilmesi için çoklu faktörlerin tamamının birikmesi gerekir.


Entelektüel; terimi 18. Yüzyılda türetilmişse de, özünde tarif ettiği geçmişten beri farklı terimlerle ifade edilen “erdemli bireydir, toplumsal vicdandır, düşüncesi ile topluma ufuk açacak münevver, adil yönetecek filozof kraldır…”.


Terim böyle saygın olunca, uyanık “guguk kuşu” siyasetçiler, akademisyenler, gazeteciler, yazarlar v.s. entelektüelin maskesini takmaya, “mış gibi görünmeye” pek isteklidirler.


Ganimet Siyasetçisi Entelektüel Değildir


Bizim ülkemizde bazıları için siyaset ganimete, saygınlığa, güce, iktidara en kestirme erişim merdivenidir. Haliyle bu kestirme yolu kullanmak isteyen “ganimet siyasetçileri” uygun maskeyi takıp taklit yeteneklerini kullanırlar. En saygın maske entelektüel maskesi olduğu için, eğitimi yeterli olanlar yumurtasını diğer kuşların yuvasına bırakan guguk kuşu kadar mahir/sahtekâr davranırlar.


Bilgece konuşmalar etmesine aldanmamalı, bilgelik işçisinin tüm hayatı bunu haykırır.


İdealist laflar etmesine aldanmamalı, idealistin geçmiş yaşamı da buna uygun olur, idealleri ile tutarlı olur.


İktidar Meşrulaştırıcıları Entelektüel Değildir


Akademik unvanı ne olursa olsun, yazdığı-çizdiği kaç cilt olursa olsun, bilgisi “sofistin bilgisi” gibi sadece eklemlendiği, yamandığı güç odaklarını meşrulaştırmak, buna toplumsal rıza imal etmek, bu maksatla algı üretip yönetmek olan ehli-kalem entelektüel olamaz.


Geçimini sağlamak için yaptığı işten dolayı kimse onu yadırgayamaz; esnaf gibi, tüccar gibi, işçi gibi, şoför gibi o da bir iş yapmaktadır. Tek farkı bunu yazı-çizi ile yapmaktadır.


Gazeteci entelektüel değildir, çünkü oto-sansür ile dahi olsa belirlenmiş çizginin dışına çıkamaz, izin verilmeyeni yayınlayamaz, topluma seçerek gösterir.


Bu kesimler de entelektüel maskesini en yaygın kullanıp, toplumsal rızanın üretimi için kendilerine verilen görevi yerine getiren manipülasyon ustalarıdır.


Kazı-Kazan Liderler


Siyasette bir de kazı-kazan liderler sorunu vardır. Tıpkı kazıdığında nadiren de olsa kazananların, diğer bütün hayalperestlerin mahvına sebep olması gibi, bu kazı-kazan liderler de, liyakatsiz kestirmecileri siyasete mıknatıs gibi çekmektedir.


Özünde sıradan insanlardır, sıradan avukatlar, akademisyenler, mühendisler, tüccarlar iken; sosyal ilişkileri içinde bir ilçenin başkanı veya bir listenin sürprizi olarak siyasete girerler. Rüzgâr yelkenlerini hasbelkader doldurur ve hızla ilerlerler. Bir bakıyorsunuz ki ülkenin kurtarıcısı, düze çıkaracak olan, sorunları çözecek olan geleceğin lideri statüsüne yükselmişler.


Kendileri de inanırlar kendilerine. Hiç kimse kendilerine sormadığı için, kendileri de kendilerine “ya hu sıradanın ötesinde ne tür bir vasfın var?” diye sormazlar.


Tek dayanakları da “daha önce gelenler de benim gibi sıradan kişiler idi, benim onlardan ne eksiğim var?” mantığıdır.


Birinin sırtında, işleri yürütecek birinin yedeğinde siyasette dolgu malzemesi olarak sen de payını almayı isteyebilirsin, fakat iş sorun çözmeye gelince çakılıp kalırsın, mazeret üretirsin.


Siyaset artık bir çok sorunun çözüleceği, deneyim, birikim, eğitim isteyen karmaşık bir iştir. Bir ameliyat yapmak için cerrahlık eğitimine ilaveten deneyimini de kazanman gerekir. Bir bina yapmak için mühendislik eğitimine ilaveten deneyimi de gerekir. Fakat tüm o cerrahların, mühendislerin hayatlarını, geleceklerini, kaynaklarını yönetmek için siyasetçinin de bir eğitime, bilgiye sahip olması gerekmez mi?


Daha öncekilere bakıp heves ediyorsun, ama daha öncekilerin getirdiği yeri görmüyor musun? Çok partili sisteme geçtiğimizden bugüne bizden daha geriden gelip geçen Almanya'yı, Japonya'yı, Kore'yi görmüyor musun? Mazeret, mazeret!


Sen de benzer mazeretler ile gariban halkı uyutacağına mı güveniyorsun? Yoksa "ben ganimetten alacağımı alayım da, halka ne olursa olsun" diye mi bakıyorsun?



Siyasette Liyakat Kaçınılmazdır


Bizim oturmuş kurumsal yapılarımız yok ki sahneye kimi çıkarırsan çıkar işler yürüsün.


ABD’nin, gelişmiş Avrupa ülkelerinin oturmuş kurumsal sistemleri var. Kim gelirse gelsin stratejik planlar devam eder, kamu yararı sürdürülür, çünkü bunu koruyan oturmuş sistemleri var. Adamların demokrasi mücadelesi Magna Karta (1215)’dan beri devam ediyor. Sistemin başına bir karikatürü dahi koyduklarında hiçbir aksaklık olmadan işler yürüyor. Biz daha bir padişahın kulu-malı-tebaası olmaktan çıkalı yüz yıl bile olmadı.


Bizim tüm yetkilerimiz devlette. Herkesin gözü devletin kasasında. İş adamı bile devletten alacağı ihaleye bakıyor. Üniversiteyi bitiren devlet kapısında iş arıyor.


Devleti yönetecek kadronun çok liyakatli olması kaçınılmazdır ki o da liyakatli kadroları görevlendirsin. Kimse kendisinin bilmediği kriterlerdeki kişileri seçemez.


Liyakatli olması yetmez;

Devleti yöneteceklerin idealist olması gerekir, yoksa hazinenin anahtarını eline geçirince ne olacağını kim bilebilir.


İdealist olması yetmez;

Devleti yöneteceklerin mal-mülk kaygısını aşmış düzeyde, filozof kral, bilge hakan olması gerekir.


Temiz bir kadro gerekir.

En azından Yeniden İnşa için, sistemi kurmak ve oturtmak için özel bir “vasıflı beyaz el” ekibi olması kaçınılmazdır.

Bizim insan olarak, ülke olarak, dünya olarak vicdanın sesi olacak entelektüellere ihtiyacımız ekmekle su kadar acildir.


Bizim mal-mülk kaygısına düşmeden refahı büyütecek ve adil bölüştürecek bilge hakan entelektüellere ihtiyacımız güneş kadar zaruridir.


Bizim sorun çözme kapasitesi olan vasıflı, liyakatli entelektüellere ihtiyacımız nefes kadar zaruridir.


Fakat entelektüel maskesi takmış ganimet siyasetçilerine kaptıracak kaynaklarımız, harcayacak yıllarımız, feda edecek nesillerimiz yoktur.


Ganimet Siyaseti: Devleti ganimet kaynağı olarak gören ve o ganimetten kendisine olabildiğince iyi bir pay almaya çalışan (zenginlik, ihale, kadro, itibar, mevki, makam, statü, saygınlık, güç, yetki, unvan…) kişilerin, ganimete ulaşmak için siyaseti araçsallaştırmasıdır. Özet olarak devleti yağmalamak için önce siyaset aracılığı ile ele geçirmeye çalışan siyasetçilerin yaptığı eylemin adıdır. (Kavramı üreten ve ilk kullanan N. Aydın).

465 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör